6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU’NDA DENİZDE KURTARMA HİZMETLERİ
TTK’nın kurtarmaya ilişkin hükümlerinin neredeyse tamamı, 1989 tarihli Denizde Kurtarma Hakkında Konvansiyon ( International Convention on Salvage 1989 ) iktibas edilmiştir.
28.04.1989 tarihinde Londra’da 1989 Konvansiyonunun kabul edildiği, Türkiye’nin de bu sözleşmeye gecikmeksizin taraf olması gerektiği belirtilmiştir.
Türkiye 1989 Konvansiyonu’na, 6480 sayılı kanun ile, Konvansiyon’un 30. Maddesinde belirtilen iç sular, kültürel ve arkeolojik varlıklarla ilgili durumları uygulama dışında bırakacak bir çekince ile taraf olmuştur.
Türk karasularında gerçekleşebilecek yabancılık unsuru olan kurtarma faaliyetlerine uygulanacak hukuku tespit edebilmek için, öncelikle kurtarmanın bir sözleşmeye dayanarak yapılıp yapılmadığının dikkate alınması gerekmektedir.
Türk karasularında bir yabancı gemiye türk gemisi tarafından veya Türk gemisine yabancı gemi tarafından verilen kurtarma hizmetlerinde , taraflar arasında bir kurtarma sözleşmesi imzalanmamışsa veTürk mahkemelerinde bir dava açılmışsa veya tahkim yoluna başvurulmuşsa; 1989 Konvansiyonu uyuşmazlığa doğrudan uygulanacaktır.
Yabancılık unsuru taşıyan ve sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlığa;öncelikle tarafların seçtikleri hukuk uygulanacaktır.
1989 Konvansiyonu’nun uygulama alanı belirlenirken , sözleşmeye dayanan kurtarma faaliyetleri ile sözleşmeye dayanmayan (saf) kurtarma faaliyetlerinin birbirinden ayrı değerlendirildiği, 1989 Konvansiyonu’nun; sözleşmeye dayanmayan kurtarma faaliyetlerine doğrudan uygulanacağı; sözleşmeye dayanan kurtarma faaliyetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara ise, taraflarca kararlaştırılan hukukun uygulanacağı ifade edilmiştir. Bu durumda tekel sahası içinde meydana gelen bir kurtarma faaliyetine de, taraflar arasında bir sözleşme yoksa , Türk Mahkemelerinde dava açılması veya tahkime gidilmesi halinde 1989 Konavnsiyonu’nun doğrudan uygulanması gerekecektir.
1989 Konvansiyonu’nun doğrudan uygulandığı hallerde dahi, Konvansiyon hükümleriyle düzenlenmeyen hususlarda, kurtarma faaliyetine MÖHUK gereği uygulanan hukukun ilgili hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanacaktır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda kurtarmaya dair hükümlerin kaynağı esas itibariyle 1989 Konvansiyonu dur.
KURTARMANIN TANIMI:
6762 Sayılı ETTK’nun 1222. Maddesinde ‘’ Deniz tehlikesi altında bulunan bir gemi veya gemideki şeyler ; gemi adamlarının idaresinden çıktıktan sonra 3. Şahıslar tarafından ele geçirilerek emniyet altına alınır, veya bu hal haricinde gemi veya gemide bulunan şeyler 3. Şahıs tarafından deniz tehlikesinden kurtarılır ise…’’ denilerek kurtarma ve yardım ayrımı yapılmış olup bu tanıma göre kurtarma tanımının idaresiz kalmış,örneğin gemi adamları tarafından terkedilmiş bir geminin kurtarılmasını; yardım terimini ise, gemi adamlarının idaresinde olan bir geminin, tehlikeden kurtarılması hususunda yapılan hizmetleri ifade ettiği kabul edilmiştir.
Buna karşılık TTK’nun 1298. Maddesinde kurtarma ,’’Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hakaret, kurtarma faaliyeti oluşturur…’’ dolayısıyla 6762 Sayılı ETTK’nun 1910 Konvansiyonu’ndan gelen kurtarma ve yardım ayrımı terkedilmiştir. Böylece 1989 Konvansiyonu’nda olduğu gibi kurtarmaya yönelik her fiil veya hareketin kurtarma terimi ile ifade edilmesi isabetli olmuştur.
KURTARMANIN KONUSU
1-Su Aracı
TTK md. 1298/2 hükmüne göre su aracı teriminin kapsamına; ‘’ her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapı girer.’’
TTK’nun 931. Maddesinde gemi.’’Tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren,yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan araç,kendiliğinden hareket etmesi imkanı bulunmasa da bu kanun bakımından ‘’gemi’’ sayılır şeklinde tanımlanmıştır. Madde gerekçesinde yüzen havuzların,mavnaların,şatların,hovercraftların dahi özgülendikleri amaç suda hareket etmelerini gerektirdiği sürece, gemi sayıldıkları belirtilmiştir.
Bu tanıma göre sabit hizmetler için kullanılan tekneler,bulundukları yere sabitlenmiş otel,lokanta eğlence yeri olarak kullanılan gemiler, gemi olarak kabul edilmeyecektir. Fakat geminin bulunduğu yere sabitlenmesinin, yani suda hareket etmesini gerektirmeyen bir amaca tahsisinin geçici olduğu durumlarda, gemi niteliğinin etkilenmediği ifade edilmektedir.
Gemi kavramının ne olduğu tartışılırken denizcilik uygulamalarının dikkate alınacağı, fakat TTK’nun 932. Maddeside dikkate alınarak, gövdesi teknik olarak ve dayanıklılık itibarıyla deniz tehlikerline karşı koyabilecek boyutlara  sahip olması gerektiği kabul edilmektedir.TTK’nun bu maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ‘’suda hareket etmesini gerektiren amaca tahsis’’ unsuru bulunmayan mavnaların,şatların ve hovercraftların suda hareket etmelerini gerektiren amaca tahsis edilmiş olmaları halinde ‘’gemi’’ sayılacakları ifade edilmektedir.
Tanımlar arasında dikkati çeken fark TTK’da ‘’su aracı’’ teriminin tercih edilmesi, 1989 Konvansiyonu’nda ise ‘’ gemi’’ teriminin kullanılması ve tanımlanmasıdır.
TTK,kurtarmana hükümlerinin devlet gemilerinede uygulanacağını kabul etmiştir.1989 Konvansiyonu’nun 4. Maddesinin 1. Fıkrasında Konvansiyon’un devlet gemilerine uygulanmayacağı ancak milli hukuklarda bunun aksine düzenlemelerin yapılabileceği öngörülmüştür. Bu hükme uygun olarak TTK’nun 935. Maddesinin 2. Fıkrasının b bendinde kurtarmaya dair hükümlerin devlet gemilerine de uygulanacağı hakkında düzenleme getirilmiştir.
Sonuç olarak ‘’suda hareket etme amacına tahsis edilmemiş’’ veya ‘’pek küçük’’ olan yapıların da kurtarmanın konusunu oluşturabileceği kabul edilebilecektir.
2-Eşya
Eşya TTK’nun 1298. Maddesinin 1. Fıkrasının 2.bendinde ‘’eşya terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş olmayan her türlü şeyle hakkazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder.
‘’Eşya terimine;
a)    Deniz yataklarındaki mineral kaynakların keşfi,çıkartılması veya işlenmesi amacıyla kullandıkları sürece sabit veya yüzen platformlar ile açık deniz sondaj birimleri,
b)    Deniz yatağında bulunan prehistorik,arkeolojik veya tarihi değeri olan kültür eserleri,
girmez.’’şeklinded tanımlanmıştır.Bu tür eşyalar,biryerden biryere nakledilirken bir kurtarma faaliyeti yürütülürse,kanun anlamında kurtarmaya tabi eşya olarak kabul edilebilecektir.
    Eşya terimine;deniz altında bulunan prehistorik,arkeolojik veya tarihi değeri olan kültür eserlerinin de dahil olmayacağı 1298. Maddenin 2. Fıkrasının (b) bendi ile açıkça düzenlenmiştir.
1863 sayılı KTVKK’nın 3. Maddesindeki tanıma göre.’’Kültür varlıkları, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait,bilim, bilim,kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan, yer üstünde yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklarıdır.’’
UNSURLARI
1-Tehlike
TTK’da kurtarma faaliyeti tanımlanırken,’’seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan,su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket’’ denilmektedir.
Türkiye Konvansiyon’a taraf olurken bu hususta bir çekince koymamıştır. Dolayısıyla TTK bakımından tehlikenin içsularda meydana gelmesi halinde de kurtarma faaliyeti söz konusu olabilecektir.
KURTARANIN HAKLARI
1-Kurtarma Ücreti
Başarılı bir kurtarma hizmeti sonrasında kurtaran,kurtarma üceretine hak kazanır.TTK da kurtarma ücreti  ile ilgili temel ilkeler,1910 Brüksel Konvansiyonu 6762 Sayılı ETTK da yer alan ilkeler ve 1989 Konvansiyonu’nda belirtilmiş olan ilkeler birlikte ele alınarak,1304. Madde de sıralanmıştır. Bu ilkeler faydalı bir netice vermişolan her kurtarma hizmetinin ücrete hak kazandırmayacağı ve kurtara ücretinin kurtarılan eşyanın kurtarma sonrasındaki değerini geçmeyeceği şeklinde özetlenebilir.
Kurtarma ücreti belirlenirken kriter TTK’nun 1305. Maddesinde ‘’kurtarma faaliyetini özendirecek bir anlayışla’’ ve ‘’sıralama dikkate alınmaksızın’’ uygulanacağı düzenlenmiştir.Kurtarma ücretinin tespitinde esas alınacak kriterler maddedeki sıralarına uygun olarak aşağıdaki gibidir.
a)    Aracın ve diğer eşyanın kurtarıldıktan sonraki değeri
b)    Çevre zararının önlenmesi ve sınırlandırılması için kurtaranın gösterdiği çaba ve beceri.
c)    Kurtaran tarafından elde edilen başarının derecesi
d)    Kurtarılan aracın ve içindeki insanların ve eşyaların karşılaştıkları tehlike ile kurtarmaya katılmış olanların kendileri ve araçları için göze aldıkları tehlikenin niteliği ve büyüklüğü
e)    Aracın, diğer eşyanın ve insan hayatının kurtarılması için kurtaranın gösterdiği çaba ve beceri.
f)    Kurtaranın harcadığı zaman yaptığı giderler ve uğradığı zarar
g)    Kurtaranın yüklendiği sorumluluk rizikosu ve kurtaran ile teçhizatının uğradığı diğer rizikolar
h)    Vverilen hizmetlerin ne kadar çabuk sağlandığı
i)    Kurtarma faaliyetine ayrılmış araçların ve diğer teçhizatınkullanıma hazır bulundurulmuş ve fiilen kullanılmış olması.
j)    Kurtaranın teçhizatının kurtarmaya hazır olması,etkinliği ile değer.

     Ücretin paylaştırılması ile ilgili olarak 1989 Konvansiyonu’nun 15. Maddesinin 2. Fıkrasında kurtaran geminin donatanı,kaptanı ve mürettabatı arasındaki ücret paylaşımının bayrak devletinin hukukuna göre yapılacağı;kurtarma faaliyetinin gemiden yürütülmemesi halinde ise ücret paylaşımının kurtaran ve çalışanlar arasındaki sözleşmeyi düzenleyen ülke hukuna tabi olacağı öngörülmüştür.
    Özel Tazminat
    Özel tazminat kurtarma hukukuna 1989 Konvansiyonu ile getirilen en kapsamlı yeniliktir.
    1989 Konvansiyonu’nun 14. Maddesi TTK’nun 1312. Maddesine aynen alınmış olup doğrudan bu madde ile ilgili olmaları nedeni ile Konvansiyon’un 1 ve 2 numaralı ekleri de 1312.,maddenin sırasıyla 1. Fıkrasının 2. Cümlesine ve 7. Fıkrasına işlenmiştir
    TTK’nun 1312. Maddesi
‘’ 1) Bir kurtaran, çevre zararı tehdidi oluşturan bir araç veya onun içindeki eşya için kurtarma faaliyetinde bulunmuş, ancak bu madde uyarınca hesaplanacak özel tazminata en azından denk bir kurtarma ücretine 1305 inci madde uyarınca hak kazanmamışsa, kurtarma faaliyeti için bu madde kapsamında yapmış olduğu giderleri özel tazminat olarak malikten isteyebilir. Özel tazminata hükmedebilmek için mahkemenin veya hakem kurulunun, 1305 inci maddeye göre belirlenecek kurtarma ücretini, kurtarılan şeylerin en yüksek değerine kadar yükseltmiş olması gerekmez.
(2) Kurtaran, birinci fıkranın birinci cümlesinde belirtilen şartlar altında, kurtarma faaliyeti ile  çevre  zararını  önlemiş  veya  sınırlandırmış  ise, malik  tarafından  birinci  fıkra  uyarınca kurtarana ödenecek özel tazminat, kurtaranın yaptığı giderlerin en çok yüzde otuzuna kadar artırılabilir. Mahkeme veya hakem kurulu, 1305 inci maddenin birinci fıkrasındaki kıstasları da göz önünde bulundurarak hak ve nasafet kurallarına uygun olduğuna karar verirse, özel tazminatın miktarını daha da artırabilir; şu kadar ki, yapılacak artırım, hiçbir hâlde kurtaranın giderlerinin yüzde yüzünü geçemez.
(3) Birinci ve ikinci fıkraların uygulanmasında “kurtaranın giderleri”, kurtarma faaliyeti sırasında kurtaran tarafından yapılmış makul harcamaları ve kurtarma faaliyetinde fiilen kullanılan ve kullanılması makul olan teçhizat ve personel için, 1305 inci maddenin birinci fıkrasının (h), (i) ve (j) bentlerindeki kıstaslar gözetilerek belirlenecek uygun bir tutarı ifade eder.
    Özel Tazminatın Şartları
    a)Kurtarma faaliyeti
    Özel tazminat tazminat talebinin kabulü için öncelikle kurtarma faaliyetinde bulunulduğunun tespiti gerekmektedir.
    Yanmakta olan bir tankere müdahale eden ve kurtarma faaliyetinde bulunan bir kurtarıcıitankerin batması nedeniyle faydalı neticeye ulaşamaması halindeikurtarma ücretine hak kazanamayacak ise de,kurtarma faaliyetinde bulunduğu için özel tazminat talep edebilecektir.
    Özel tazminata hak kazanabilmesi için,kurtarma ücretine hak kazanılması için gerkli olan başarı unsurunun gerçekleşmiş olması aranmadığı gibi, fiilen çevre zararının önlemesi veya azaltılmasıda şart değildir. Özel tazminaton no cure no pay prensibinden ayrılan en önemli istisna olmasıda buradan kaynaklanmaktadır.
    b)Çevre zararı tehdidi
    Özel tazminatın talep edilebilmesinde aranan bir diğer koşul kurtarma faaliyetinin çevre zararı tehdidi içeren bir araç veya onun içindeki bir eşyayı kurtarmak için yapılmış olmasıdır.
    c)Kurtarma faaliyetinin ücrete hak kazandırmaması veya ücretin yetersiz kalması
    Kurtarıcının özel tazminat talep edebilmesinin 3. Şartı Kurtarma faaliyeti sonrasında kurtarıcının hiç kurtarma ücretine hak kazanmaması veya hak kazanılan ücretin yetersiz kalmasıdır.Bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde gerek kurtarma ücretinin gerekse özel tazminat tutarının hesaplanması önemlidir.
    Özel Tazminatın Hesaplanması
    Kurtarma ücretinin hesaplanması TTK’nun 1305. Maddesine göre yapılacaktır Bu maddede ifadesini bulan kriterler uygulanmak suretiyle, Kurtarıcının kurtarma faaliyeti esnasında yaptığı makul harcamalar, kurtarma faaliyetinde fiilen kullanılan ve kullanılması makul olan teçhizat ve personel için 1305. Maddenin 1. Fıkrasının h,i ve j bentlerindeki kriterler gözetilerek belirlenecek adil oran olmak üzere iki ana unsur değerlendirilir.
    Adil oran belirlenecek ekipman ve kullanılcak her türlü aracı kapsar.1989 Konvansiyonu’nun 13. Maddesinin 1. Fıkrasının i(i) bendinde açıkça ‘’gemiler ve donanım’’ kelimeleri kullanıldığından, ekipman aynı zamanda kullanana ait gemi veya romorkör gibi araçlarıda ifade eder.
    Özel Tazminatın Artırılması
    Kurtaranın çevre zararını önlemiş olması veya en aa indirmiş olması halinde, TTK’nun 1312. Maddesinin 2. Fıkrası / ve 1989 Konavsiyonu’nun 14/2. Maddesi) gereğince özel tazminat hesaplaması yapılacaktır. Hesaplanacak bu tazminat tutarının öncelikle  %30 luk bir kısmına kadar artırılabileceği ifade edilmektedir.
    Kurtarma faaliyetinin faydalı bir netice vermemiş olması veya bir başka nedenle kurtarma ücretine hak kazanılmamış olması halinde, kurtaranın hesaplanan giderleinin tamamı,özel tazminat olarak kurtarana ödenecektir.
    Özel tazminatın müşterek avarya paylaştırması üzerinden yükün, navlunun ve diğer eşyanın maliklerine herhangi bir tutar yansıtılması mümkün değildir.
    Özel Tazminatın Borçlusu
    TTK’nun 1312. Maddesinin 1. Fıkrasına göre özel tazminat malikten talep edilebilir.Gemide taşınan yükün veya diğer eşyaların maliki,gemi kiracıları özel tazminatın borçlusu değillerdir.
    Kurtarma Ücretinden ve Özel Tazminat Ödenmesinden Mahrum Bırakılma veya İndirim
    TTK’nun 1311. Maddesine göre ‘’kurtaran kurtarma faaliyetini kendi kusuruyla zorunlu kılmış veya daha da güçleştirmiş yahut hileli davranış sayılan ya da dürüstlüğe sığmayan diğer hareketlerde bulunmuş ise, kurtarma ücretinden tamamen veya kısmen mahrum bırakılabilir.’’
    TTK’nun 1312. Maddesinin 5. Fıkrasında  da;’’kurtaran ihmali nedeniyle çevre zararını önleyememiş  veya sınırlandıramamış ise bu maddede belirtilen tazminattan tamamen veya kısmen mahrum bırakılabilir.’’denilmekle bu düzenleme TTK2nun 1311. Maddesine paralel bir düzenlemedir. TTK’nun 1303. Maddesinin 1(b) fıkrasında ifadesini bulan özen borcuna aykırı davranmaları halinde öngörülmüş bir yaptırım olduğu ifade edilmektedir.1989 Konavnsiyonu’nun 14. Maddesinin 5. Fıkrasındada ifadesini bulan bu yaptırım ile ilgili olarak,18. Maddenin geniş ödeme tanımı karşısında gereksiz olduğu ifade edilmekle birlikte düzenlemenin çevre zararına yaptığı vurgu ve kurtarma ücreti ile özel tazminatın farklı niteliklerine dikkat çekmesi nedeniyle önemli olduğuda belirtilmektedir.
    Bu madde ile yaptırıma kavuşan çevre zararına karşı özen borcunun ihlali,ayrıca tazminata hükmedilmesini engellememektedir.
    Rehin Hakkı
    TTK’nun 1315. Maddesinin 1. Fıkrasına göre kurtaran,kurtarma ücreti alacağı için kurtarılan gemi üzerinde  TTK’nun 1320. Maddesinin 1. Fıkrasının c bendi gereğince gemi alacaklısı hakkına ve kurtarılan eşya üzerinde  de TMK 9650-953 maddeleri uyarınca hapis hakkına sahiptir.
    Gemi alacaklısı hakkı,kanundan doğan bir rehin hakkı olup, TTK’nun 1320/1 maddesinde kurtarma ücreti,gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar arasında sayılmıştır.
    Özel tazminat ise kurtarana bir gemi alacaklısı hakkı vermemektedir.1993 Rehin Konvansiyonu’nun hazırlık çalışmaları esnasında ,özel tazminat talebininde kurtarmaya ilişkin gemi alacağının içinde yer alıp alınmadığı sorusunun gündeme geldiği ve tartışıldığı ifade edilmektedir.
    Fakat özel tazminat TTK’nun 1352. Maddesinin 1. Fıkrasının (c ) bendi gereğince, deniz alacakları arasında sayılmıştır. Dolayısıyla özel tazminat alacağının teminat altına alınabilmesi için,gemi üzerinde ihtiyadi haciz talep edilebilecektir.
    İNSAN KURTARMA
    İnsan kurtarma TTK’nun 1317. Maddesinde düzenlenmiş olup’’ Her kaptan, aracını ve araçta bulunan kişileri, ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakmadan, denizde kaybolma tehlikesi altında bulunan her insana yardım etmek zorundadır. Aracın maliki, kaptanın sadece bu yükümlülüğünü ihlal etmesinden dolayı sorumlu olmaz.’’demektedir.
    TTK’nun 1318. Maddesinde ise kurtarılan kişinin kurtarma ücreti ödeme borcunun bulunmadığı kabul edilmiştir.Ayrıca kurtarma faaliyetine neden olan olay veya kaza sırasında sadece kurtarmış olan kurtaranın;aracın veya diğer eşyanın kurtarılması veya çevre zararının önlenmesi veya sınırlanması için faaliyet göstermiş olan kurtaran için belierlenecek ücret veya özel tazminattanda uygun bir pay isteme hakkı olduğu düzenlenmiştir.
    İnsan kurtaranın, henüz kurtarma ücreti belirlenmem belirlenmesiniişken kendi alacağının hüküm altına alınması için eşya maliklerine karşı dava açması makul karşılanabilir.Fakat insan kurtarma kıstasıda dikkate alınarak tespit edilmiş bir ücret varken  bu ücretin kurtaran tarafından tahsili beklenmeksizin,eşya maliklerine karşı kendi payı için dava açması karışıklığa neden olabilecektir.Zira kurtarma ücretinin tek bir ücret olarak karşılandığı açıktır.Bu ücretin içinde insan kurtaranın payı açıkça belirlenmeden,eşya maliklerinden neyin talep edileceği açık değildir.İnsan kurtaranın önce kendi payınının belirlenmesini ve sonra öncelikle bu tutarı kurtarandan talep etmesi,maddenin lafzına daha uygun düşecektir.Eşyanın malikine ise ancak kurtaranın ödeme aczi içinde olması veya kendi kurtarma ücretini tahsil edemeyecek durumda olması halinde husumet yöneltebilceğini kabul etmek gerekir.